Kendilerine Karşı Sorumluluklar

Mühendisler ve Mimarlar, 1.Mesleki bilgilerini güncelleştirirler, kültürlerini ve mesleki yeterliliklerini geliştirirler.

2.Mesleki etkinliklerine ilişkin olarak meslektaşlarının dürüst ve nesnel eleştirilerini dikkate alırlar. gerektiğinde kendileri de eleştirmekten kaçınmazlar.

3.Birlikte çalıştığı insanları anlamaya, çok kültürlü çalışma ortamlarına uyum sağlamaya çalışırlar.

Gözlem ve değerlendirmeler

Adapazarı ve Düzce depremlerinin yarattığı korktu ve endişe ile gereksinim duyulanı depreme dayanıklılık değerlendirmesi ve güçlendirme çalışmalarında, ortaya çıkan proje ve uygulamaların, ülkemizin mühendislik düzeyi ile uyumlu olduğu söylenemez. Bu uygulamalar arasında. binanın dayanım düzeyini yükseltmeyenler yanında, daha kötü duruma getirenlere de rastlanmıştır. 'Toplumda Büyük İstanbul Depremi' olarak beklenen ve bu endişelerle halkın benzer değerlendirme istekleri sürmektedir. Bu uygulamalardan, amacına ulaşmayan ya da gereksiz harcamalarla sonuçlanan yanlışlıklar, çoğunlukla, "(mühendisler) yalnızca yeterli oldukları alanlarda mesleki hizmet verirler'' ilkesine aykırılıktan kaynaklanmaktadır.

Bunların bir bölümünde, mühendis "yeterli" olmasa da iş, kazanç olanağını kaçırmama amacı ile yapılmış.'ticari ve kişisel kaygıları bir yana bırakarak doğru, tam ve nesnel biçimde rapor veya proje üretme ilkesine uyulmaktadır. Belki bir bölümü de' yeterli' olmadığının bilincinde olmama sonucu ortaya çıkmıştır. Dayanımı belirlenecek olan bir binada. Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelikte verilen R katsayısının değeri 4 yada 8 gibi çok farklı iki değerden biri herhalde olmamalıdır. Arada bir değeri takdir etmek üzere mühendis, mesleki bilgi ve deneyimlerini kullanmalı, yetkisinin gereği olan sorumluluğu alabilmelidir. Uygulamaların bir bölümünde, yapıda. sözü edilen yönetmeliğe göre. minimum kolon boyutu gibi tek bir eksik bile olsa, yapı en düşük kategoride değerlendirilmiş, "mesleki beceri ve deneyimlerini, sonuna kadar kullanarak" çalışma ilkesine uyulmamıştır.Toplumsal sorunların, çoğunlukla, yalnızca yasal düzenlemelerle çözümlenenemeyeği, eğitim, toplumsal örgütlenme gibi sabır ve zaman isteyen çareler gerektirdiği bilinmektedir. Ancak bu noktada, yani mühendisin yalnızca yeterli olduğu alanda hizmet vermesinde en önemli eksiklerimizden biri yasal bir düzenlemedir. Diploması olan her mühendis. uzmanlık alanına ve yeterliliğine bakılmaksızın, yasal olarak yetkili kılınmıştır. Batı ülkelerinde uygulanan yeterliliğe dayalı ayırım için, çaba harcadığı bilinmekle birlikte, alınmış bir sonuç yoktur.Bilim adamlarının da bu çerçevede iyi bir sınav verdikleri söylenemez. Kamuoyunu bilgilendirirken,konunun kendi alanları olup olmadığına bakmaksızın, yani yeterli olmadıkları alanlarda da açıklamalar yapmaları, örneğin alanı jeoloji olanların taşıyıcı sistem konusunda, ya da tersine, alanı inşaat mühendisliği olanların, yerkabuğu kırıklarını tektonik açıdan değerlendirmede çoğunlukla eksik, bazen yanlış bilgiler vermeleri de "yeterli" oldukları alan' in dışına çıkmalarından kaynaklanıyor. Oysa bilimsellik, "bu konuda yeterli bilgim yok, çünkü benim alanını değil" diyebilmeyi gerektirir. Uzmanlık alanları içinde görüş belirten bilim adamlarının da aynı bir konu da çelişen görüşler belirtmeleri, toplumda güvenin azalmasına yol açmıştır. Bunda, varsayımlara dayalı, henüz kesinleşmemiş bilgilerin, kesin bilimsel sonuçlar gibi sunulma,rol oynamıştır. Bazı durumlarda, konuşmacının, ille çarpıcı sözler söyleme isteği, bazı düşüncelerin abartılarak açıklanmasına yol açmış olabilir. Ama daha da kötüsü, konuyu en iyi bilen uzman gibi görünüp gündemde kalma ve bundan maddi çıkar sağlama isteği olarak yorumlanan davranışlar olmasıdır.