Ana Amacımız Hakkımızda Referanslar İletişim


   
Yapınızın sağlamlığımı ölçün  ·  İl il deprem haritası  ·  Fotoğraf galerisi

DEPREM ÖLDÜRMEZ DAYANIKSIZ BİNA ÖLDÜRÜR

Güçlendirme Yöntemleri

· Betonarme takviye   elemanı ile
· Çelik takviye elmanı ile
· Karbonelyaf vb.   Liflimalzeme ile
· Devamı için tıklayın ...


Terimler




Kalite Anlayışımız

Basında Deprem
· Kaçak olsun / Küçük   olsun / Ölüm olsun
· Deprem mezarları   hazır
· Fayı bırak   hazırlanmaya bak
· Nihayet oğlunu buldu
· Depreme özel cep
· Deprem çantası   satışları patladı
· Fay hattındaki nükleer   santralin kapatılması   için dava açıldı
· 100 konuttan 67'si   ruhsatsız
· Hastane binaları çürük


İstanbul Depreme Hazır mı?

17 Ağustosu izleyen birkaç ay boyunca , ulusça ağzımızdan düşürmediğimiz sözler, "Bir daha asla böyle hazırlıksız yakalanmayacağız, artık akıllandık" olmuştu. Ama, aradan geçen zaman, acıları olduğu gibi, alınması gereken dersleri de unutturdu; yine "Bize bir şey olmaz" hayalciliğini yerleştirdi kafalarımıza. Oysa, bilimadamlarının dillerinden düşürmedikleri bir söz var: DEPREM GELİYOR!

Neslihan ÖZMERT 26 yaşında iki yıldır İstanbul'da yaşıyor.Geceleri uyumak için beşinci kattaki komşularının evine gidiyor; çünkü depremde oturduğu bodrum katının yıkıntılarla örtüleceğinden korkuyor. 17 Ağustos 1999'da İzmit'teki evlerinde tek başına olan Neslihan Hanım, evleri ağır hasar gördüğü için depremden sonraki bir yıl boyunca da ailesiyle birlikte Ankara2da yaşamış. O bir yıl boyunca, tüm aile aynı odada uyumuş, daha doğrusu uyumaya çalışmış. Şimdi oturduğu, Kadıköy'deki apartmanın da depreme dayanacağından da kuşkulu. Ne var ki, maddi olanakları daha güvenli bir evde yaşamak için yeterli değil. Bu nedenle de, Marmara Bölgesinde yaşayan milyonlarca insan gibi o da bu korkuyla yaşamaya devam ediyor. İstanbul'da kime sorsanız depremden korkuyor. Ancak, bu korkuyu yenmek için bir şeyler yapmaya çalışan da pek yok gibi. Aslında insanlar evlerini, işyerlerini güçlendirmek ya da başka önlemler almak için ne yeterli teknik bilgileri ne de maddi olanakları var. Belki de bu nedenle, yapabilecekleri pek fazla bir şeyleri olmadığı için, deprem olasılığını akıllarına bile getirmek istemiyorlar: böyle bir risk yokmuş gibi davranıyorlar. Herkes bir başkasından bir şeyler bekliyor: vatandaş devletten, devlet üniversitelerden, üniversiteler yerel yönetimlerden, yerel yönetimler gönüllü kuruluşlardan, gönüllü kuruluşlar vatandaşlardan. Her ne kadar kimi bilim adamları fayın kaç parçalı kırılacağı, ne büyüklükte bir deprem oluşturacağı gibi konularda hala tartışsalar da herkes Marmara'yı bir deprem beklediği konusunda hem fikir. Kimi yeni araştırma verilerine dayanarak söylüyor bunu, kimi de önceki deneyimlere dayanarak. Aslında, 17 Ağustos'un bizlere öğrettiği belki de tek iyi bir şey vardı, o da bilimadamlarına güvenmek, bilimadamlarının sözlerine kulak vermek. Ne var ki bu da alışkanlık haline getiremeden yitirdiğimiz doğru davranış biçimlerinden biri oldu. Tehlike bu kadar yakınımızda kol gezerken, herkes birilerinin çıkıp "Aslında deprem olmayacak, bu bir şakaydı"demesini bekliyor. Peki ama, gerçekten bu kadar vurdum duymaz mıyız? Gerçekten hiçbir hazırlık, hiçbir çalışma yapılmıyor mu? Bütün bu soruların muhatabı tek bir kişi ya da kurum değil elbette. Üniversitelerin, araştırma merkezlerinin, enstitülerin, mülki idarelerin, belediyelerin, sorumlu kamu kurumlarının, derneklerin, gönüllü örgütlerin ve elbette bireysel olarak hepimizin, bu sorunu çözmek için birlikte hareket etmek zorunda olduğumuz çok açık. Bu çok bileşenli yapıda, bilimadamları üstlerine düşeni en iyi biçimde yerine getiren kesim. Hem karada hem de denizde birtakım jeolojik araştırmalar yaparak Marmara'nın depremselliği hakkında herşey öğrenilmeye çalışılıyor. Hangi fayın nasıl kırılacağı, hangi büyüklükte bir deprem oluşturacağı ve bunun hangi zaman aralığında gerçekleşebileceği, bu çalışmalar sayesinde biliniyor artık. Ayrıca, depremi önceden tahmin etmek, böylece deprem zararlarını en aza indirgemek için de bir takım çalışmalar yapılıyor. Yapıların deprem güvenliğini sağlamak, bunları güçlendirmek ve öncelikli olanları belirlemek için de bilim adamları çeşitli projeler yürütüyorlar, senaryolar hazırlıyorlar. Bilimadamlarınca elde edilen bu veriler elbette işi etkinliğe dökecek kurum ve kuruluşlarla paylaşılıyor.Belediyeler, mikro bölgelendirme projeleriyle, zeminin ve üzerindeki binaların bir deprem anında nasıl davranacaklarını ve geçen depremden çıkan binaların kaderini belirlemeye çalıştıklarını söylüyorlar. Gerçekte tüm kurum ve kuruluşlar birşeyler yaptıkları görüşünde. Mülki idareler ve diğer kamu kuruluşları hem bu çalışmalara katılıyorlar hem de olası bir deprem sonrası için müdahale planları yapma çabasındalar.Buna göre çadırkentlerin, alternatif yolların, iş makinelerinin yerleri, arama-kurtarma ekiplerinin gidecekleri bölgeler, ne kadar erzağa ne kadar çadıra ihtiyaç duyulacağı şimdiden hesaplanmaya çalışılıyor. Kızılay ve Sivil Savunma geçen seferki gibi hazırlıksız yakalanmamak için üstlerine düşeni yapma çabasındalar. Çadırlar sipariş ediliyor, halkı bilgilendirme çalışmaları yapılıyor, arama kurtarma ekipleri kuruluyor, halka arama kurtarma eğitimleri veriliyor. Gönüllü örgütlerse, var güçleriyle kendilerini yenilemeye ve geliştirmeye çalışıyorlar. Ancak en büyük sorumluluk yine kişinin kendisine düşüyor. Biz "Deprem hakkında ne biliyoruz, kendimizi depremden korumak için neler yapabiliriz?" gibi soruların yanıtlarını almak için uzmanların sözlerine kulak veriyor muyuz? Kimimiz evlerimizi güçlendirmek için bir takım adımlar atıyoruz, kimimiz de evimizin içini, hatta mobilyalarımızı depreme hazırlıyoruz; evde hayali deprem tatbikatları düzenliyoruz, çeşitli kurumlarca verilen eğitimlere katılıyoruz. Ne var ki yapıldığı söylenen tüm bu çalışmalar pek yeterli görünmüyor; çünkü ortada elle tutulur, somut bir çalışma pek yok. Elbette merkezi ve yerel yönetimlerin de depreme hazırlık konusunda tamamlanmamış ev ödevleri var.Ancak bizler de geçen sefer aldığımız dersleri unutmayarak, kendi yaşamlarımıza, geleceğimize sahip çıkmayı başarmalıyız. Bilim ve Teknik Dergisi Nisan 2002 sayısından alınmıştır. TÜBİTAK ve Yazıları hazırlayan elif YILMAZ, Aslı ZÜLAL, Alp AKOĞLU, Banu BİNBAŞARAN ve Özge BALKIZ'a toplumu bilinçlendirme gayretlerinden ötürü teşekkür ederiz.


Tekrar Yaşamak İstemiyoruz..!

Deprem Çantanız Var mı ?

Fatura Ödeme Şekli
  İçindekiler



   Kredi İmkanları
   Dask


   Depremin Doğal Habercileri


guclendir.com | onlineboyaci.com | alpdoganinsaat.com
Amacımız | Hakkımızda | Referanslar
İletişim | İnsan Kaynakları

© 2003 tüm hakları alpdoğaninşaat'a aittir

Designed By Berkin Girgin